Prenses Diana’nın ölümü, boşanmalar, vergi tartışması: Kraliçe Elizabeth dönemi polemikleri

İngiltere, 96 yaşında yaşama gözlerini yuman Kraliçe Elizabeth’in son 30 yılda özellikle aile içi boşanmalar ve kendisinden de vergi alınması yolunda halktan gelen talepler, yaşamı boyunca başını ağrıtan konular oldu.

Son yıllarda ülke kamuoyundaki en ciddi tartışma oğlu Prens Charles’ın eski eşi Prenses Diana’nın 1997 yılında Paris’te geçirdiği trafik kazasının ardından başladı.

Prenses Diana’nın erkek arkadaşı Dodi Fayed ile birlikte geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesi ülkeyi yasa boğarken, Kraliçe Elizabeth’in başsağlığı dilemek için geç kalması ve tatilini kesmemesi yoğun eleştirilere yol açmıştı.

Ünlü biyografi yazarı Ingrid Seward, “The Queen’s Speech” (Kraliçe’nin Konuşması) adlı kitabında, Kraliçe 2. Elizabeth’in, Prenses Diana’nın trafik kazası geçirdiği haberini duyduktan sonra “Biri frenleri yağlamış olmalı” dediğini yazdı.

Seward, “İlk ulaşan haber, Paris’teki trafik kazasının ciddi olduğu ve Diana’nın ölmediği yönündeydi. Kraliçe’nin yanında bulunanlardan biri Kraliçe’nin gelen haber üzerine ‘Biri frenleri yağlamış olmalı’ dediğini duydu. Bu hayret verici yorum, Kraliçe ile Diana arasındaki sıra dışı ve karmaşık ilişkiyi ele veriyordu” diye yazdı.

Tatilini yarıda kesmedi

Prenses Diana’nın ölümü bütün ülkede ulusal yasa dönüşürken Kraliçe’nin haberi duyduktan sonra İskoçya’daki tatilini yarıda kesmemesi kamuoyunda eleştirilere neden olmuştu. Ayrıca Buckingham Sarayı’ndaki bayrağın yarıya indirilmemesi de şaşkınlık yaratmıştı.

Ailedeki boşanma furyasını engelleyemedi

Kraliçe’nin ikinci oğlu York Dükü Andrew eşi Sarah’dan ayrılırken, kızı Prenses Anne’ın Mark Philips ile evliliği de yine boşanmayla sona erdi.

Bu ayrılıkları, veliaht Galler Prensi Charles ile eşi Prenses Diana’nın derin mutsuzluklarının ortaya çıkışı ve bir süre sonra da ayrılışları izledi.

Bu boşanmaların İngiliz magazin basınında geniş bir şekilde yer alması ve ülke gündeminde önemli yer tutması Kraliçe’yi de üzüyordu.

Son olarak Kaliforniya’ya yerleşen ve ailenin geri kalanıyla arası açık olan torunu Harry ve eşi Meghan Markle’ın kraliyet ailesini hedef alan ırkçılık iddiaları da Elizabeth’in hükümdarlığının son dönemine damgasını vuran skandal oldu.

Sussex Dükü Prens Harry’nin eşi Meghan Markle’ın ABD’de bir televizyon kanalına verdiği röportajda, oğluna “ten renginin koyu olacağı” endişesi ile “prens” unvanının verilmediğini açıklaması büyük yankı uyandırdı.

Amerikalı sunucu Oprah Winfrey’in CBS televizyonunda yayımlanan şovuna eşi Prens Harry ile konuk olan Meghan Markle, Kraliyet ailesini ırkçılık, yalancılık ve kendisini intiharın eşiğine sürüklemekle suçladı.

Siyahi bir anne ve beyaz bir babanın kızı olan Markle, programda yaptığı açıklamada, oğluna hamilelik süreci hakkında, “Ben hamileyken, bebeğimin prens ya da prenses olmasını istemediler. Bebeğime güvenlik tanınmayacağını söylediler. Oğlum doğduğunda ten renginin ne kadar koyu olacağına dair konuşmalar oluyordu ve bundan endişeleniyorlardı.” diye konuştu

Markle, bu soruları kimin gündeme getirdiğini açıklamazken kendisinin de susturulduğunu belirtti.

Windsor Şatosu’nda çıkan yangın

Kraliçe Elizabeth’i kamuoyunda yıpratan diğer bir konu ise en sevdiği Kraliyet konutu olan Windsor Şatosu’nda (Kalesi) çıkan yangın oldu.

Yangının ardından ortaya çıkan dev maliyeti kraliyet ailesini mi yoksa devletin mi ödeyeceği konusu ülkede çok ciddi tartışmalara yol açtı.

Masrafları ‘Kraliçe ödesin’ tartışması

1992 yılında şatoda çıkan yangın, 250 itfaiyecinin 15 saat boyunca yaklaşık 7 milyon litre su püskürtmesiyle söndürülebildi ve toplam 7 bin metrekarelik 100’den fazla oda hasar gördü. 

En az 60 milyon pound olarak tahmin edilen restorasyon çalışmalarının maliyetini kimin ödeyeceği ülkede uzun süre tartışıldı.

Bu tarihe kadar 350 milyon poundluk web varlığa sahip kraliçenin tarihten gelen bir ayrıcalıkla vergiden muaf olması geniş halk kitlelerini tepkisini çekiyordu.

Kraliçe ‘neden az vergi veriyor’ tartışması

Kraliçe Elizabeth, bu tartışmaların uzaması üzerine gönüllü olarak gelir vergisi ve sermaye kazancı vergisi ödeyeceğini açıkladı. Böylece 1930’dan bu yana ilk defa gelir vergisi ödeyen İngiliz hükümdarı oldu ve 1993’te haleflerini de kapsayacak düzenlemeler içeren yeni bir vergi düzenlemesi hayata geçirildi.

Aynı zamanda KDV’ye de tabi olan Kraliçe 1993’ten bu yana sıradan bir mükellef gibi gelir vergisi ödemeye başladı.

Ancak Kraliçe Elizabeth’in Buckingham Sarayı’nda yaşamak için ülkenin herhangi bir başka yerinde mütevazi bir evde yaşayan yurttaşlarından daha az belediye vergisi ödediğinin 2009 yılında ortaya çıkması ve bunun ardından gelen ağır eleştiriler Kraliyet ailesinin başını ağrıtan diğer bir konu oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*